Tag Archives: ders veren sözler

Kelimenin Gücü

6 Haz

 

NewYork’ta, Brooklyn Köprüsü üzerinde dilenen kör bir dilenci birgün, bir şairin dikkatini çeker.
Dilencinin boynunda asılı bir tabela vardır.
Şair, dilenciye günlük kazancının ne kadar olduğunu sorar.
Dilencide sekiz dolar kadar olduğunu söyler.Bunun üzerine şair,dilencinin boynuna asılı tabelayı ters çevirerek birşeyler yazar;

‘Şimdi buraya senin kazancını arttıracak birşeyler karaladım. Bir hafta sonra yanına geldiğimde bana sonucu söylersin’ der ve oradan ayrılır.

Şair, bir hafta sonra dilencinin yanına uğrayıp kendini tanıtınca…

Dilenci:

‘Bayım size ne kadar teşekkür etsem azdır. Bir haftada kazancım ikiye katlandı. Çok merak ediyorum tabelaya neler yazdınız?

Bunun üzerine şair gülümser ve:

Tabelada ” Doğuştan körüm, yardım edin ” yazıyordu.

Bense ” Bahar gelecek, ama ben yine göremeyeceğim diye yazdım “der.

Önemli olan, anlatılmak istenen seyi en iyi şekilde anlatmak olduğuna göre; Her şeyin daha iyi anlatılabileceği bir yol vardır.

Yeter ki onu bulmaya, uygulamaya ve ufkumuzu bu doğrultuda genişletmeye uğraşalım . . .

Soba Keyfi…

5 Haz

 

Sobalı evde büyüyen çocuk ;

- Yün çoraplarını sobaya dayayarak ayaklarını ısıtmıştır bu çocuk…

- Sobanın üzerine tükürüp o tükürüğün fokurdamasını izleyen çocuktur.

- Sobanın borusunda bulunan çamaşır kurutma tellerine asılı olan okul önlüğünün kurumasını beklemiş çocuktur.

- Yıllar sonra büyüdükten sonra kaloriferli veya kombili bir evde bile halen “oturma odası”nın kapısını kapatan çocuktur.

- Sobanın üzerinde kestane patlatmış çocuktur…

- Sobanın üzerine kolonya dökerek alev denemesi yapmış çocuktur!

- Elbiselerinin bir köşesi kuruturken yakmış çocuktur.

- Annesi evde yokken soba sönmesin diye sobaya tahta kömür taşımayı görev bilmiş çocuktur.

-Soba tütünce tırsmış çocuktur.

-Küçükken Sobanın önünde mavi leğen içinde banyo yapmış çocuktur…

-Önlük yakalığını kumaş mendilini bilumum ufak tefek malzemeyi soba borusuna yapıştırmak suretiyle ütülemiş olan çocuktur…

-Annesinin ördüğü kazağı o sıcaklıkta yinede giymeyi.

-Özelliklede hasta olmayı çok iyi bilen çocuktur…

Marifetli Çocuk…

4 Haz

 

Üç kadın ellerinde sepetleriyle pazardan dönüyorlardı. Dinlenmek için yolun kenarındaki kanepeye oturdular. Çocukları hakkında sohbet etmeye başladılar.

Birinci kadın; Oğlunun çok hareketli olduğunu, ellerinin üzerinde dakikalarca yürüyebileceğini söyledi.

İkinci kadın; Bülbül sesli oğlunun şarkılarına herkesin bayıldığını anlattı.

Üçüncü kadın onları dinlemekle yetindi. Niçin konuşmadığını sorduklarında:

- Benimkinin anlatılacak bir marifeti yok, dedi.

Bu konuşmalara kulak misafiri olan bir ihtiyar, kadınların peşinden yürüdü.

Sokağın başında kadınlar sepetlerini yere bırakıp yorulan kollarını, ağrıyan bellerini ovuşturmaya başladılar. Onları gören çocukları koşarak geldiler.

Birinci kadının oğlu perendeler atarak ellerinin üzerinde yürüyordu. İkinci kadının . oğlu bir taşın üzerine oturup annesinin sevdiği şarkılardan birini söylemeye başladı. Diğer kadınlar onu coşkuyla alkışladılar.

Üçüncü kadının oğlu ise;

- Sana yardım edeyim anneciğim, diyerek sepetin kulpuna yapıştı. Kadınlar oradan geçmekte olan yaşlı adama, çocuklarının marifetini nasıl bulduğunu sordular.

- Ben marifetli bir çocuk . gördüm, dedi ihtiyar. 0 da annesine yardıma koşan şu çocuk, 0, Peygamber (s.a.v.) Efendimizin şu hadis-i şerifine uygun davrandı:

“Herkese annesinin hizmetinde bulunmayı tavsiye ederim.”

Hedef…

4 Haz

 

4 Temmuz 1952 günü 34 yaşında bir kadın, Pasifik Okyanusu’na dalarak, Catalina adasından, 21 mil batısında kalan Kaliforniya’ya doğru yüzmeye başladı. Eğer başarılı olursa, bunu yapan ilk kadın olacaktı. Adı Florence Chadwick olan bu yüzücü, Manş Denizi’ni her iki yönde geçen ilk kadındı.
O sabah su, vücudu uyuşturacak kadar soğuktu ve sis o kadar yoğundu ki, beraberindeki tekneleri güçlükle seçebiliyordu. Milyonlarca insan televizyonlarından onu izliyordu, köpekbalıkları ve dondurucu soğuğun etkisini hiçe sayarak 15 saat yüzdü. Yakındaki bir teknede bulunan annesi ve antrenörü, karaya çok yaklaştıklarını ve devam etmesini söyledilerse de o, kendisini sudan çıkarmalarını istedi. Azimli yüzücü, Kaliforniya kıyısına yarım mil kala sudan çıkışının nedenini şöyle açıkladı :
“Karayı görebilseydim, başarabilirdim!”
Vazgeçmesinin nedeni ne yorgunluk, ne de soğuktu… Tek neden, sis yüzünden karayı görememekti

Son Ders…

3 Haz

 

Bir profesörün mezun edeceği talebelerine verdiği son ders:
Bilgisayar Mühendisi Arkadaş, İnşallah iyi bir donanımcı veya iyi bir yazılımcı veya iyi bir networkçü veya iyi bir sistem yöneticisi olacaksın.
Yalnız şu mühim meseleleri sakın aklından çıkarma;
Bu kainatın öyle bir donanımcısı vardır ki, bütün mevcudâtı ve
içinde yer yüzünü create etmiş, güneşi bir power source, ayı bir system clock yapmış. O power sourcedür ki kesintiye uğramaz ve o system clocktur ki şaşmaz ve şaşırmaz, o donanımcının ilminin ve sanatının nihayetsizliğini gösterir.
Bu zât aynı zamanda öyle yüce bir programcıdır ki, şu muazzam dünya üzerinde çalışacak şekilde koca hayat programını yazmış, yüzbinlerce yıldan fazladır, error verdirmeden, crash ettirmeden çalıştırıyor.
Eğer onun ne kadar iyi bir programcı olduğunu da anlamak istersen, önce kendine bak. Gözünle göremediğin küçücük bir hücrene bütün kodunu save etmiş ve yine o küçücük hücrende execute ettiriyor. Madem ki DNA’nın bir program olduğu apaçıktır, ve bir program programcısız olamaz demek ki, senin programcılığın ancak o büyük zâtın programcılığına ancak bir ayna hükmündedir.
Yine senin bütün hücrelerinden oluşturduğu networkün içinde hadsiz protokollerle o hücreleri konuşturduğu gibi, madem ki senin de diğer insanlarla türlü dillerde ve protokollerde konuşabilmen için gerekli donanımı yanına vermiştir, öylece de gördürüyor, konuşturuyor ve dinletiyor. Ve madem ki sen etrafındaki bütün cisimlerden haber alasın diye ışık, ses gibi türlü mediayı hazırlamış kullandırıyor, ve sen bunları keşfeder, kullanır fakat upgrade edemezsin, o halde öyle büyük bir network uzmanı zât vardır ki senin her türlü ihtiyacını bilir, ona göre teçhizatını verir. Senin networkçülüğün ancak onun, sonsuz ilminden sana verdiği bir küçük parça ve bir büyük nimettir.
Arkadaş, aldanma! Şu güzel dünya hayatı programı bir limited trial versiondur, görüyorsun ki elde ettiğin malı mülkü hiç bir surette save edemiyorsun. Öyle ise, bu kâinat yazılımını yazanı tanı. Hem hiç mümkün müdür ki bir programcı bu kadar güzel bir program yapsın ve yaptığı programda about kesimi koyup kendini tanıttırmasın. Öyle ise bu kainatın en büyük donanımcısı, programcısı, networkçüsü ve sistem yöneticisi olan zâtın her yere işlediği about kesimlerini gör, öğren, full versiyonunu kazanmak için çalış.
Unutma ki hiç bir hareketin atlanmadan çok dikkatli loglar tutuluyor. Bu loglar her şeye gücü yeten o sistem yöneticisi tarafından open edilip check edilecektir.
Aman ha dikkat! . . .

Delinen Kırbalar…

2 Haz

 

Ebûl Vefa hazretlerinin küçük ama çok sevimli bir oğlu vardır. Çocuk iyidir hoşdur da bir ara sakalara takar. Mahalle sucusunun yolunu bekler, çuvaldız ile kırbaları deler. Kimbilir, belki de fıskiye gibi akan sular hoşuna gider. Aslında saka şaka götüren biri değildir. Bunu yapan bir başka çocuk olsa, çoktan ensesine yemiştir şamarı. Zira delinen kırba dikilemez, ancak boğumlanarak bağlanır ki, koca kırba gitti demektir yarı yarıya.

Saka bir sabreder, iki sabreder, bakar olmuyor, tutar eteğini, çıkar huzura. ‘Affınıza sığınıyorum ama’ der, ‘Vaziyet böyleyken böyle!’

Ebûl Vefa hazretleri çok şaşırır. Kırbaların parasını fazlasıyla öder. Sucudan ağlaya, yalvara helallik diler. Saka bir hoş olur. ‘Keşke eşiğine sultanların baş koyduğu veliyi üzmeseydim’ der. Pişman, mahçup dergâhı terkeder.

Ebûl Vefa hazretleri çocuğa hiçbir şey demez. Hemen hanımını bulur. ‘Aman hatun, iyi düşün’der, ‘biz bir hata yaptık ama nerede?’

O gün tırnaklarını saçlarına geçirir, adeta beyinlerini kanatırlar. Uykuyu dağıtırlar. Hanımı sabaha karşı ‘Tamam!’ der, ‘Galiba buldum!’

-Anlat hele?

-Çocuğumuza hamileydim. Kız kardeşim bir yere uğrayacak olmalıydı sepetini bırakmıştı bize. Zerzavat arasından bir limon parladı. Canım nasıl çekti anlatamam. Kardeşimi biliyorsun. Bir şey istemiye gör, canını verir. Limonun lâfını etsem, mutlaka bize bırakacak, kendi limonsuz dönecekti evine. Aklıma başka bir yol geldi. Limonu iğneyle deldim, bir damla emdim. Nefsimi körlettim. Ama unuttum gitti. Hata bende, limonunu deldiğimi söylemeliydim ona.

-Aman kalk bacına gidelim.

-Bu saatte mi?

-Evet bu saatte!

-Ne diyeceğiz?

-Helallik dileyeceğiz.

Sonrasını tahmin ediyorsunuzdur. Çocuk bu huyu kendiliğinden bırakır, dost olur sakaya.

Gitmek…

2 Haz

 

Gitmek bir limana yanaşmak mıdır? Ele alınan bir valiz midir gitmek.. Soğuk bir kış gününde bir tren vagonuna binmek midir gitmek..

Bu kadar basit midir gitmek?

Gitmek Anneni bırakmak değil midir?

Gitmek Eşini dostunu bırakmak değil midir?

Gitmek dostlarını, arkadaşlarını bırakmak değil midir?

Gitmek Seni sevenleri üzmek değil midir?

Gitmek seninle mutlu olan kişilerin haykırışlarını yok saymak değil midir?

Gitmek yalnız bırakmak değil midir ?

Gitmek her sabah uyandığında farklı bir pencereden uyanmak değil midir?

Her sabah güneşi farklı bir yerden izlemek değil midir?

Evini bırakmak değil midir?

Sokağını bırakmak değil midir?

Komşunu bırakmak değil midir?

Sıra arkadaşını bırakmak değil midir?

Can yoldaşını bırakmak değil midir?

Güldüğün, ağladığın kişiyi bırakmak değil midir?

Gitmek umuttan vazgeçmek değil midir?

Güzel günleri bırakıp kaçmak değil midir?

Gitmek pes demek değil midir?

Bu kadar soru işareti gitmeyi anlatıyor farkında mısın. Bu kadar soru işareti bu kadar soru cümlesi.. Her birisi gitmeyi anlatıyor. Hazır mısın bu soru işaretleri cevaplamaya ?

Her birisi senin yapmaya çalıştığını anlatıyor. Bütün bunları kaldırabilecek misin?

Bunları gerçekten yapacak mısın ?

Gerçekten de havlu mu atacaksın daha yeni başlamışken. Daha yeni gülmeyi başarmışken mi gideceksin. Mutluluğa beş kala mı gideceksin. Yarın sabah güneşin doğuşunu izlemedenmi gideceksin? Bu sınava girmeden mi kaçacaksın.. O kadar sevenini bırakacak mısın gerçekten.. Bu hayat sınavına bahanemi uyduracaksın, yoksa üzerine gidip onu yenecek misin?

Sana soruyorum ? Bu soru işaretlerinin vebalini ödemeye hazır mısın?

(ALINTIDIR)

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.